Efsanevi Beverage’dan Modern LoG Antenine Kapsamlı Bir Rehber

Dostlar;  bu yazıma başlamadan, umarın keyifle okudunuğuz yazılarla ilgili ve genel bir bilgilendirme yapma ihtiyacı hissettim nedense kendimde.

Öncelikle Amatör telsizcilik hepimizin de bildiği üzere bir hobi. Bizler için çok farklı değerli bir hobi olabilir ama amatör balıkçılık, amatör fotoğrafçılık vs. hobilerinde genel anlamda hiçbir farkı yok. Niye böyle söyledim, çünkü herkes hobilerini farklı yaklaşım ve stillerle icra eder. Herkes aynı şekilde yapmak, aynı bilgi birikimine sahip olmak mecburiyetinde değildir. Herkesin farklı yaklaşımla icra ettiği hobi kesinlikle eleştiriye açık değildir. Kimi vhf/uhf haberleşmesini sever, kimi dx kovalar, kimi contest kovalar, kimi dijital mod sever, kimi cw, kimi de hiç konuşmaz dinlemeyi severi, hatta kimi hiçbirini yapmaz cihazları sever alır seyreder koleksiyon yapar.

Yine hepimizin bildiği gibi Amatör telsizcilikte sınıflama yoktur. Thailand’tan orta halli elindeki lambalı zor aldığı bir cihaz ile  çıkar dünyaca tanınmış çok ünlü biri ile sohbet eder.

Dolayısı ile, Amatör telsiz belge sınıfları da aynıdır. Ayrım sadece kullanabileceği bantlarla ilgilidir. Kidemle hiçbir ilgisi yoktur. Hiçbirimiz bir firmanın kurumsal organizasyon yapısının üyeleri değiliz; genel müdür, direktör, Müdür, saha elemanı vs. vs.

Bir örnek; seneler önce dijital modlar ülkemizde de yavaş yavaş popüler olmaya başlayınca, birçok amatör telsizci dostumuz çok arzu ettikleri halde dijital modlarda çalışamadılar. Sebebi çok komik;  altı üstü 2 transistör, 3-4 devre elemanından basitçe yapılan ses kartı arabirim ptt devresinin detaylarını bir çok kişi bu arkadaşlarla ilginç bir şekilde paylaşmadı. Mevcut bilgilerin paylaşımından imtina edenleri gördük gözlerimizle. Burada kimseyi şahıs olarak eleştirmiyorum ama yaşanan bu bakış açısını ortaya koymak istiyorum.

Konuyu çok uzattım, demek ki içimde kalmış, sizlerle de paylaşmak istedim.

Bende her ne kadar konu hakkında teknik eğitimimde olsa, bu yazılarda yapmak istediğim zaten mevcut olan , daha önce farklı kişi ve gruplar tarafından deneyimlenen, geliştirilen işe yarayan konuları üstüne merakımdan dolayı birçok  farklı kaynaklardan araştırıp daha derin bilgilerle karşılaştırıp harmanlayıp, konsolide edip, imkan varsa bizzat deneyimleyip  nacize kendi yorumlarımla sizlerle paylaşmak.

Ya Haluk kardeşim biz bu işin kitabını yazdık,  biz bu konuları hatta daha fazlasını biliyoruz tekrar ediyor diyende olabilir.  Ama günün sonunda gerek dil problemi, gerek teknik bilgi eksikliği sebebi ile soru sorup cevap alamayan, veya sorularına çözüm bulamayan, merak ettiği halde ulaşamayan büyük bir kitle de var.  Benim hedefim bu dostlar.

Bu kadar gevezelik yaptıktan sonra konumuza geri dönelim. Affola…

Gürültüyü Yarıp Nadir İstasyonları Yakalamak

Eğer siz de düşük bantlarda, özellikle 160 ve 80 hatta 40 metrede DX peşinde koşan bir amatör telsizciyseniz, daha önceki blog yazımda bahettiğim gibi; modern zamanların en büyük derdini iyi bilirsiniz: “gürültü”. Plazma televizyonlar, switch-mode güç kaynakları, led aydınlatma, güneş paneli invertörleri ve komşunun elektrik hattından gelen o bitmek bilmeyen vızıltı (QRN/QRM) vs. vs. , zayıf sinyalleri adeta bir sis perdesinin arkasına gizler. Fakat en önemli net konu; Çoğu zaman, en iyi gönderme (TX) antenimiz, en iyi alma (RX) antenimiz değildir. Özellikle şehir içinde veya gürültülü bir muhitte yaşıyorsanız, yüksek kazançlı bir vertikal anten veya dipol anteniniz ne ise, sinyallerle birlikte etraftaki tüm elektriksel gürültüyü de toplayarak alıcınızın ön katını adeta sağır eder.

İşte bu noktada, ciddi düşük band operatörlerinin bildiği bir sır devreye giriyor: düşük gürültülü bir alıcı (RX) anteni kullanmak. Bu alanda altın standart, neredeyse bir asırdır adından söz ettiren Beverage anten ailesidir. Bu antenler, sinyal gücünü artırmak yerine, sinyal-gürültü oranını (SNR) inanılmaz derecede iyileştirerek çalışır. Gürültü seviyesini düşürerek, daha önce duyamadığınız o zayıf, uzak istasyonları (DX) kristal netliğinde duymanızı sağlarlar. Bu yazıda, sizi 1920’lerin orijinal tasarımından alıp, günümüzün kompakt, şehirdeki bir bahçeye bile sığabilecek modern versiyonlarına kadar bir yolculuğa çıkaracağım ve sonunda kendi düşük gürültülü alıcı anteninizi nasıl yapabileceğinizi adım adım anlatmaya çalışacağım.

Beverage Anteninin Hikayesi

Her şey 1921 yılında, o zamanlar General Electric (GE) ve daha sonra RCA için çalışan Harold H. Beverage adında genç bir mühendisin bir sorunu çözmeye çalışmasıyla başladı. O günlerin en büyük sorunu, düşük frekanslardaki (LF ve MF) atmosferik gürültü ve statikti. Bu gürültü, özellikle yaz aylarında o kadar yoğundu ki, transatlantik haberleşmeyi neredeyse imkansız hale getiriyordu. Beverage, uzun bir tel antenin normalde iki yönlü (bidirectional) bir alış paternine sahip olduğunu biliyordu. Ancak yaptığı deneylerde, bu teli yere yakın bir mesafeye gerip, bir ucunu bir dirençle toprakladığında antenin sihirli bir şekilde tek yönlü hale geldiğini ve dinlemek istediği yönden gelen sinyalleri alırken, diğer yönlerden gelen gürültüyü büyük ölçüde reddettiğini keşfetti.

Bu keşif, radyo haberleşmesinde bir devrimdi. Beverage’ın patenti sadece bir tel için değil, bir Radyo Alıcı Sistemi içindi; çünkü bu antenin başarısı, tel, yer, sonlandırma direnci ve empedans uyum trafosu gibi tüm bileşenlerin bir sistem olarak uyum içinde çalışmasına bağlıydı. Meslektaşları Chester W. Rice ve Edward W. Kellogg, antenin karakteristik empedansına eşit bir dirençle sonlandırılması gerektiği teorisini geliştirerek bu sisteme önemli katkılarda bulundular. Kısa sürede, kilometrelerce uzunluktaki devasa Beverage anten dizileri, 1927’de açılan ilk transatlantik sistemi gibi kritik haberleşme hatlarında kullanılmaya başlandı ve bu antenin ne kadar ciddi bir mühendislik harikası olduğu kanıtlandı.

 Bir Beverage Anteni Gerçekten Nasıl Çalışır?

Beverage anteninin çalışma prensibi, ilk bakışta diğer antenlerden oldukça farklı ve bir o kadar da dahiyane aslında. Gelin bu sihri adım adım, bir amatörün anlayacağı dille çözelim.

Dalga Eğimi (Wave Tilt) Fenomeni

Her şey dalga eğimi ile başlıyor. Dikey polarizasyonlu bir radyo dalgası, kayıplı bir zemin (yani mükemmel iletken olmayan normal toprak) üzerinde ilerlerken, zemine temas eden alt kısmı yavaşlar. Bu durum, dalga cephesinin ileri doğru eğilmesine neden olur. Tıpkı bir sahil kenarında, suya giren bir aracın tekerleklerinin kuma göre yavaşlaması gibi. Bu eğilme, dikey olan elektrik alanına  yatay bir bileşen ekler ve bu yatay bileşen, anten teline paralel hale gelir. İşte sinyali antene indükleyen anahtar mekanizma budur.

Yerin Kritik Rolü

Birçok amatör telsizci için yer (toprak), dikey antenlerde düşük kayıplı bir yansıtıcı yüzey olarak düşünülür. Ancak Beverage anteninde durum tam tersidir: yer, sistemin aktif ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Anten teli ve onun yerin altındaki elektriksel görüntüsü, birlikte dengesiz ve sızdıran bir iletim hattı oluşturur. Antenin bu kadar iyi çalışmasını sağlayan şey, yerin kusurlu yani kayıplı olmasıdır. Bu kayıplı ortam, dalga eğimini yaratır ve antenin yönlülüğüne katkıda bulunur.

Yürüyen Dalgalar ve Sonlandırma Direnci

Eğilmiş dalganın yatay elektrik alanı, tel boyunca alıcıya doğru ilerleyen bir akım dalgası oluşturur. Bu akım dalgası, telin uzunluğu boyunca güçlenerek ilerler. Antenin asıl dehası ise diğer ucundaki sonlandırma direncinde yatar. Genellikle 400 ila 800 ohm arasında olan bu direnç, antenin karakteristik empedansına eşittir. Tıpkı bir iletim hattının sonunda olduğu gibi, bu direnç, ters yönden (alıcının olduğu taraftan) gelen sinyalleri ve gürültüyü yansıtmak yerine emer. Bu sayede, antenin arka ve yanlardan gelen sinyallere karşı sağır olması sağlanır ve o meşhur tek yönlü alış paterni ortaya çıkar.

Bu antenin en hassas olduğu açı, gelen radyo dalgasının tel üzerindeki ilerleme hızının, telin içinde indüklenen akım dalgasının hızıyla eşitlendiği açıdır. Bu, antenin sadece pasif bir sinyal toplayıcı olmadığını, aksine gelen dalga ile içindeki akım dalgasının tüm tel boyunca yapıcı bir şekilde üst üste binerek (faz uyumuyla) sinyali güçlendirecek şekilde tasarlandığını gösterir. Yönlülüğün anten uzunluğuyla artmasının (yaklaşık iki dalga boyuna kadar) sebebi de budur.

Klasik Beverage: İki Ucu Keskin Bıçak

Geleneksel, tek telli ve yerden birkaç metre yükseğe kurulmuş bir Beverage anteni kurmayı düşünenler için avantaj ve dezavantajları net bir şekilde ortaya koymak gerekir.

Güçlü Yönleri

  • Eşsiz Sinyal-Gürültü Oranı (SNR): En büyük avantajıdır. Gürültüyü bastırarak, daha önce duyulması imkansız olan sinyalleri okunabilir hale getirir.
  • Mükemmel Yönlülük: Sadece istediği yönden gelen sinyalleri almakla kalmaz, aynı zamanda yanlardan ve arkadan gelen parazitleri de etkili bir şekilde reddeder.
  • Geniş Bantlı Çalışma: Rezonans bir anten değildir. Bu sayede, tek bir antenle tüm HF bantlarında (özellikle düşük bantlarda) oldukça iyi performans gösterir.

Zayıf Yönleri

  • Devasa Alan Gereksinimi: En büyük dezavantajıdır. İyi bir yönlülük için en az bir, tercihen iki dalga boyu uzunluğunda olması gerekir. Bu, 160 metre bandı için 300 metreden fazla bir alan demektir. Tabi bu kadar alanlı olanlar şanslı grupta.
  • Düşük Sinyal Kazancı: Beverage bir kazanç anteni değildir. Aslında sinyali tipik olarak -10 ila -20 dBi gibi zayıflatır. Bu yüzden genellikle iyi bir alıcı preamplifikatörü ile birlikte kullanılması gerekirmektedir. Çünkü hedef kazanç değil, düşük istasyonları duyabilmektir.
  • Zemin Bağımlılığı: Performansı, altındaki toprağın iletkenliğine çok bağlıdır. Çok iyi iletken (tuzlu su gibi) veya çok iletken zeminlerde performansı düşer.

Tek Tel, İki Yön: Reversible (Çift Yönlü) Beverage Anteni

Klasik Beverage’ın en büyük sorunu olan her yön için ayrı bir anten kurma zorunluluğuna getirilen en zarif çözüm, iki telli çift yönlü (reversible) Beverage antenidir. Bu tasarım, kaynakları optimize etme konusunda adeta bir mühendislik dersi niteliğindedir.

Temel Konsept:

Bu dahiyane sistemde, birbirine paralel iki tel (veya bir koaksiyel kablonun dış zırhı ve iç iletkeni) aynı anda iki farklı görevi yerine getirir:

  1. Ortak Mod (Common Mode): İki tel birlikte, tek bir anten elemanı gibi davranarak radyo sinyallerini toplar.
  2. Diferansiyel Mod (Differential Mode): İki tel, zıt fazlı akımlarla, uzak uca sinyal taşımak için dengeli bir iletim hattı gibi çalışır.

Nasıl Çalışır?

Sistemin kalbinde, her iki uçta bulunan özel tasarlanmış, orta uçlu (center-tapped) transformatörler bulunur. Antenden alınan sinyal, bu transformatörlerin orta uçlarından (ortak mod) alınır. Uzak uca erişim ise dengeli terminaller (diferansiyel mod) üzerinden sağlanır.

Alış yönünü değiştirmek için, koaksiyel besleme hattı üzerinden küçük bir DC voltaj gönderilir. Bu voltaj, besleme noktasındaki bir kutuda bulunan röleleri harekete geçirir. Röleler, hangi ucun alıcıya bağlanacağını ve hangi ucun sonlandırma direncine gideceğini değiştirir. Böylece, tek bir düğmeye basarak antenin baktığı yönü 180 derece çevirmiş oluruz. Bu inovasyon, iki ayrı anten için gereken devasa arazi ihtiyacını yarıya indirerek, çok yönlü Beverage sistemlerini daha fazla amatör telsizci için ulaşılabilir kılmıştır.

Modern Varisler: Alanı Kısıtlı Amatörler İçin BOG ve LoG

Beverage antenlerle ilgili genel bilgileri aktardıktan sonra, Gelelim asıl konumuza. Biz amerikada yaşamıyoruz dönümlerce arazimiz yok, bize ne faydası var bu yazdıklarının diyeceksiniz. Peki, kilometrelerce tel gerektirmeyen, daha küçük QTH’lara sığabilecek modern çözümler yok mu? Elbette var. İşte en popüler iki tanesi:

Beverage on the Ground (BOG)

Adından da anlaşılacağı gibi, bu anten yalıtımlı bir telin doğrudan yere serilmesiyle oluşturulur. Buradaki kilit nokta, telin yere olan yakınlığının, sinyalin tel üzerindeki yayılma hızını (velocity factor) dramatik bir şekilde düşürmesidir (%50-60 seviyelerine). Bu, çok daha kısa bir BOG anteninin, kendisinden çok daha uzun, yerden yükseltilmiş bir Beverage ile aynı elektriksel uzunluğa ve yönlülüğe sahip olabileceği anlamına gelir. Bu da onu harika bir alan tasarrufu sağlayan çözüm yapar. Ancak, sinyal seviyeleri klasik Beverage’a göre çok daha düşüktür, bu nedenle iyi bir preamplifikatör kullanımı neredeyse zorunludur.

Loop on the Ground (LoG)

Son olarak gelelim yapım konusu olan antene; LoG, belki de en kompakt ve en gizli düşük gürültülü alıcı antenidir. Yere serilmiş, rezonans olmayan yalıtımlı bir tel halkasıdır. Sihri, yerle olan etkileşiminde yatar. Yerden yansıma, yatay polarizasyonlu dalgaları neredeyse tamamen iptal eder. Bu da anteni, tıpkı bir Beverage gibi, öncelikle dikey polarizasyonlu sinyallere duyarlı hale getirir. Düşük açılarda temiz bir çift yönlü (bidirectional) patern, mükemmel SNR sunar ve çimlerin arasında neredeyse görünmezdir.

Bu iki antenin (BOG ve LoG) görünüşleri çok farklı olsa da (uzun düz bir tel ve küçük bir kare halka), aslında işlevsel olarak kuzendirler. Her ikisi de düşük gürültülü alış özelliklerini, kayıplı toprağa sıkı bir şekilde kuple olmalarından alırlar. LoG, geleneksel anlamda bir manyetik loop değildir; daha çok yere kuple edilmiş, katlanmış bir dipol gibi çalışır. Geleneksel manyetik loop’lar dalganın manyetik alan bileşenine tepki verirken, LoG, tıpkı Beverage gibi, dalganın elektrik alan bileşenine tepki verir. Bu önemli ayrım, neden uzak (DX) istasyonları almada bu kadar başarılı olduğunu açıklar, çünkü iyonosferden yansıyan DX sinyalleri genellikle dikey polarizasyonla gelir.

İzolasyon Transformatörleri, Balun’lar ve Unun’lar

Beverage tipi bir antenin performansını belirleyen en kritik parçalardan biri de besleme noktasındaki küçük kutudur. Bu kutunun içinde ne olduğu ve neden bu kadar önemli olduğu genellikle karıştırılır.

Öncelikle Tekrar Terimleri Netleştirelim

  • Balun: BALanced (Dengeli) to UNbalanced (Dengesiz) kelimelerinin birleşimidir. Dipol gibi simetrik bir anteni, koaksiyel kablo gibi asimetrik bir besleme hattına bağlamak için kullanılır.
  • Unun: UNbalanced (Dengesiz) to UNbalanced (Dengesiz) kelimelerinin birleşimidir. Beverage veya End-Fed gibi asimetrik bir antenin empedansını, yine asimetrik olan koaksiyel kabloya uyarlamak için kullanılır.

Asıl Önemli Nokta: İzolasyon

Teknik olarak bir Beverage transformatörü bir Unun olsa da, onun en kritik görevi empedans uyumundan ziyade izolasyon ve ortak mod akımlarını (common-mode) reddetmektir.  Koaksiyel kablonuzun dış zırhı, tıpkı bir anten gibi davranarak yakındaki tüm yerel gürültüyü toplayabilir. İyi tasarlanmış bir izolasyon transformatörü, bu istenmeyen ortak mod gürültüsünü boğarak besleme hattına girmesini engeller. Bu sayede, sadece anten elemanından gelen temiz sinyalin alıcıya ulaşmasını sağlar ve antenin paterninin bozulmasını önler. KK5JY gibi tecrübeli amatörlerin bu bileşene izolasyon transformatörü demesinin sebebi budur. Unutmamalıdır ki, bir Beverage sisteminin tüm amacı yüksek bir SNR elde etmektir. Kötü tasarlanmış bir besleme noktası, bu SNR’ı sinyal alıcıya ulaşmadan mahvedebilir. Bu nedenle transformatörün kalitesi ve tipi, en az anten telinin kendisi kadar önemlidir.

Bu Hafta Sonu Projesi: Adım Adım KK5JY Tasarımı LoG Anteni Yapımı

Teoriyi bir kenara bırakıp, size söz verdiğim gibi biraz aksiyona geçme zamanı zamanı! İşte size, KK5JY’nin popüler tasarımı olan ve bir hafta sonunda kolayca yapabileceğiniz Loop on the Ground (LoG) anteninin yapım rehberi.

Piyasa da bulunan isimlerini  vermek istemiyorum bazı firmaların beverage transförmatörlerine ciddi paralar verip, harcama yapmanıza gerek yok. Çok düşük bütçelerle bunu kendinizde yapabilirsiniz. Netice de bu bir hobi arkadaşlar. İmkanı olan var, olmayan var. Yurtdışında bir yakını veya arkadaşı vasıtası ile ulaşacabilecek var, ulaşamayacak var. Posta gümrük rezaletini tekrar açıp, potilik regülatif konulara da girmek istemiyorum.

Aşama 1: Malzeme Listesi

  • Anten Teli: Yaklaşık 18.3 metre uzunluğunda, dışı yalıtımlı, 1.5mm – 0.8mm kalınlığında herhangi  bir bakır tel.
  • Transformatör Nüvesi: Fair-Rite BN-73-202 tipi binoküler (dürbün) ferrit nüve.
  • Transformatör Sargı Teli: Yaklaşık 0.3-0.25 mm kalınlığında emaye kaplı bakır tel. Bunun için CAT-5 ve CAT-6 ethernet kablosunun tellerini de kullanabilirsiniz.
  • Kutu: Transformatörü içine koymak için küçük bir proje kutusu
  • Konnektör: Tercihinize göre F-tipi, BNC, veya UHF dişi şase tipi konnektör.
  • Koaksiyel Kablo: 50 ohm RG-58
  • Sabitleme Malzemesi: Teli yere sabitlemek için peyzaj kazıkları veya U-şeklinde bükülmüş teller kullanabilirsiniz.

Aşama 2: İzolasyon Transformatörünün Sarımı

Bu projenin en kritik ve en keyifli adımıdır.

  1. Primer (Koaksiyel Kablo Tarafı): Emaye telden bir parça kesin ve binoküler nüvenin deliklerinden 2 tam tur geçirin. Bu sargının uçları koaksiyel kablonuza bağlanacak.
  2. Sekonder (Anten Tarafı): Başka bir parça emaye tel ile, aynı yönde olacak şekilde nüvenin deliklerinden 5 veya 6 tam tur geçirin. Bu sargının uçları ise anteni oluşturacak olan tel halkasına bağlanacak. Niye 5 veya 6 dedim;  50 ohm RG-58 kullancaksanız 6 tur, 75 ohm RG-6 koaksiyel kablo kullanacaksanız 5 tur.
  3. Montaj: Sargıları ve konnektörü proje kutusunun içine lehimleyin. Primer sargının bir ucunu konnektörün orta pinine, diğer ucunu şasesine lehimleyin. Sekonder sargının uçlarını ise kutunun dışına çıkacak iki ayrı bağlantı noktasına (vida, klemens vb.) lehimleyin.

Aşama 3: Antenin Kurulumu

  1. Yerleşim: 18.3 metrelik yalıtımlı telinizi, yerde kabaca 4.6m x 4.6m boyutlarında bir kare olacak şekilde serin. Yeriniz varsa bu ölçüyü iki katına da çıkarabilirsiniz.
  2. Bağlantı: Tel halkasının iki ucunu, hazırladığınız transformatör kutusunun sekonder sargı çıkışlarına bağlayın.
  3. Sabitleme: Peyzaj kazıklarını kullanarak hem tel halkasını hem de transformatör kutusunu yere sabitleyin. Takılıp düşme tehlikesi yaratmaması için mümkün olduğunca alçak profilli olmasına özen gösterin.

Bölüm 4: Bağlantı ve İlk Dinleme

Koaksiyel kablonuzu transformatöre bağlayın ve varsa telsizinin Alıcı RX Anten girişine irtibatlayın, yoksa ikinci anten girişi veya bir koaksiyel manuel switch vasıtası ile cihazın anten girişine irtibatlayın. Şimdi en heyecanlı kısım geldi. Anteninizi cihazınıza bağlayın ve dinlemeye başlayın.

ÖNEMLİ NOT: Yazıda da belirttiğim gibi, bu bir ALICI (RX) antenidir. Kesinlikle yanlışlıkla aynı antenden Gönderme  (TX) yapmayın.

Unutmamanız gereken bir şey var: Sinyal seviyeleri, gönderme anteninize göre daha düşük olacaktır. Ancak asıl fark, gürültü seviyesindeki dramatik düşüş olacaktır. Önemli olan S-metre’deki değer değil, sinyalin okunabilirliğindeki (SNR) artıştır. Gerekirse cihazınızın preamplifikatörünü açın ve LoG anteninizin paternini, mevcut anteninizin her yönden alışıyla karşılaştırın. Mutlaka Farkı duyduğunuzda şaşıracaksınız.

1920’lerin devasa tel dizilerinden, bugün herkesin bahçesine serebileceği basit bir tel halkasına uzanan bu yolculuk, amatör telsizciliğin ruhunu özetliyor: sürekli denemek, öğrenmek ve daha uzağı, daha net duyabilmek için çözümler üretmek. İstasyonunuzdaki kulaklarınızı adanmış bir alıcı anteniyle geliştirmek, özellikle düşük bant DX’çiliği için yapabileceğiniz en anlamlı ve en etkili yükseltmelerden biri.

Umarım bu rehber, kendi düşük gürültülü anteninizi kurmanız için size ilham vermiştir. Denemekten ve sonuçlarınızı diğer amatörlerle paylaşmaktan çekinmeyin. Unutmayın, bu hobinin en güzel yanı, birbirimizden öğrendiklerimizdir. Bilgi paylaştıkça çoğalır.

SONUÇ:

Karşılaştırma için 80m ve 160m antenim olmadığı için projeyi 40m’de test ettim. End Feed antenle karşılatırmayı şu şekilde yaptım; VFO A’yı End Feed’e göre ayarladım Preamp kapalı, VFO B’yi LoG antene göre ayarladım Preamp açık. Videoda göreceğiniz gibi bir anten switch’i kullanarak testleri gerçekleştirdim.

Testi gerçekleştiriken neden Rusları seçtim derseniz; Bahçemde konum gereği anteni kuzey-güney çalışır pozisyonda yerleştirebildim.

Zaten çalışma prensibi gereği sinyal seviyesi düşse de, belirgin bir şekilde gürültüyü kesiyor. Bence başarılı bir çalışma oldu. 80m ‘de de dinleme yaptığımda gayet güzel gürültü seviyesi çok düşük çalışıyor.

73 de TA2LE – Haluk

Sonuç

Scroll to Top